KİTABIN ADI : YEŞİL GECE
KİTABIN YAZARI : REŞAT NURİ GÜNTEKİN
YAYINEVİ VE ADRES : ALTIN KİTAPLAR YAYINEVİ
BASIM YILI : 1984

KİTABIN KONUSU

Kitap topluma yararlı olmaya çalışmış, bilgilendirip bir derece de olsa cehaletten kurtarmata çalışmış bir eserdir.

KİTABIN ÖZETİ

Öyküsü 1908-1923 yılları arasında geçen”, bir zamanlar başta Nazım Hikmet olmak üzere Türk solu tarafından çok övülmüş bir roman. Övgü, romandan çok Türk solunun düşünsel geri planı açısından önem kazanıyor. Çünkü, metinden yansıyan ideolojiye baktığımızda, Türk solu ile Kemalizm arasındaki, 60lı yıllara dek uzanan ve paydasını ilerlemeci, modernist dünya görüşünde bulan akrabalık hemen farkediliyor. Ana fikrini; “Zatıaliniz şüphesiz zemin ve zamanı müsait bulmadığınız için şimdilik din ve devlete sadık meşruiyetperver Osmanlılar yetiştirmek gayesiyle iktifa buyuruyorsunuz. Bendeniz bir derece daha ileri gitmek, milletine sadık cumhuriyetperver Türkler yetiştirmek emelindeyimcümlesinde bulan konunun kısa özeti; bir köylü çocuğu olan Şahinin medrese eğitimini sürdürmek için gittiği İstanbulda aydınlanarak öğretmen okulunu seçmesi, eğitimci olarak döndüğü bir Anadolu kasabasında softalarla dolaylı bir kavgaya tutuşması ve Yunan işgalinden sonra yaşadığı düş kırıklığı biçiminde aktarılabilir.

Kitabın temel sorunsalı, dinin toplumun gelişmesinde (aydınlanmasında) bir engel oluşu üzerine kurulu. Belki Marx”ındin toplumların afyonudurdeyişinin etkisiyle, Reşat Nuri de kahramanının düşünce değişimini; “tarih kitaplarını okudukça anlıyordu ki, geçmiş zamanların da şimdikinden farkı yoktur. En eski tarihlerden beri din, zulme ve esada alet olmuşturcümlesiyle özetler. Romanın en indirgemeci yanı, işte bu özette çıkıyor karşımıza. Bütün mesela dine indirgenince, doğal olarak kötü yobazlar ve iyi aydınlardan oluşan kurgusal karakterler kaplıyor metni.Yüz Temel Eser Özetleri, Kitap Özetleri, Roman Özetleri, Yüz Temel Eser, Özet

Yabana giden yolu, “Çalıkuşuvenin açtığını düşünüyorum. Yine de, Yakup KadrininYabanda anlattığı Ahmet Cemalden daha organiktir Şahin öğretmen. Ya da, yine Yakup KadrininAnkarasındaki ütopyalardan çok daha tutarlı bir umut sözkonusudurde. Ayrıca, sondaki süpriz, Reşat Nurinin Cumhuriyetin geleceğine duyduğu şüphenin bir göstergesi, Kemalist devrimin sınırlarının çizilmesi olarak da okunabilir.

Roman içinde, Reşat Nuri, hem islam hem Türk kimliğinin birlikte barındırılmasının sorunlarından bahsediyor. Kendisiyle çağdaş olan A.Z.Kozanoğlu da, tarihsel romanlarında islama karşı Türk ulusu kavramını işliyordu. Ancak, Reşat Nurideki millet kimliği, dönemin gözde düşünce akımı Türkçülük ile hiç bir akrabalık göstermez. Hatta, yazarın Anadoludaki etnik azınlığa duyduğu hoşgörü çok açıktır.

nin bendeki örneği, 1945 yılında Semih Lütfü Kitabevinden çıkan 2.baskısından alınma. 1928deki aslına göre sadeleştirilip sadeleştirilmediğini bilemiyorum, ama, bu baskısı oldukça anlaşılır bir Türkçe ile yazılmış. Reşat Nurinin en önemli uslup özelliği olan karşılıklı konuşma ağırlığı hemen dikkati çekiyor. Gündelik yaşamdakine çok yaklaşan bir diyalog yapısını yakalayan yazar, karakterlerin iç monologlarını “bunun için babasına kabahat bulmaz, kim bilir ? kadın milleti buEksik etek. Ne kabahat etti ki babam terbiyesini verdi. Amma eceli gelmiş… Öldü… Ne yapalım?” tarzında kesik ve kırık dökük cümlelerle aktarıyor. Bu anlatım biçimi ve değişimleri, yazarın roman dili ile ilgili yeniliklerin peşinde oluşu yönünde ipuçları vermekle birlikte, klasik anlatımdan büyük bir kopuş görmüyoruz.

Reşat Nurinin, bu unutulmuş romanında -henüz 1928de- altını çizdiği; “sarıklılar ile sarıksızlar arasındaki bu yabancılık gitgide artarak, onları bir daha anlaşmalarına ve birbirlerini sevmelerine imkan olmayan iki düşman fırkaya ayırırdı” biçimindeki toplumsal kargaşa, günümüzde şaşırtıcı biçimde sürüp gidiyor, veyi güncelleştiriyor. Çağdaşı yazarların büyük bir bölümü, Anadoluyu uzaktan, kendi hayal alemlerindeki gibi anlatıp ah, vah ederler, ya da yapay bir doğu-batı sorunsalı etrafında dolaşırlarken, Reşat Nuri Güntekin, sorunları yerli yerinde ve olduğu gibi anlatmayı başarmış bir yazar olarak, yalnız edebiyat dünyasını değil, Cumhuriyet dönemi ile ilgilenen diğer sosyal bilimleri de ilgilendiriyor.

KİTAP HAKKINDAKİ ŞAHSİ GÖRÜŞLER

Kitap gerçekten sürükleyici ve etkileyeci bir şekilde yazılmış olup döneminin özelliklerini de en iyi şekilde yansıtmaktadır. Reşat Nuri Güntekinin en iyi eserlerinden birisi denebilir.

YAZAR HAKKINDA KISA BİLGİ

Cumhuriyet dönemi Türk romanının en önemli isimlerden birisi de, hiç kuşkusuz Reşat Nuri Güntekindir. 1889 İstanbul doğumlu olan yazar, yüksek öğrenimini Darülfunun Edebiyat fakültesinde yaptıktan sonra 1931 yılına dek öğretmenlik, 1931-39 yılları arasında ise Milli Eğitim müfettişliği görevlerinde bulunmuş, 39-43 döneminde TBMMMye secilip, 7 Aralık 1956da yaşama veda etmişti.

Edebiyat yaşamı 1918 de Cemal Nimet takma adıyla yazdığı ve Zaman gazetesinde tefrika edilenHarabelerin Çiçeğiromanıyla başlar. Kısa bir süre sonra, 1922 de, bu kez Vakit gazetesinde yayınlanan “Çalıkuşuromanı ile ünlendiğini görüyoruz. O yılların atmosferi düşünüldüğünde, -bu romanın merkezine oturmuş- Anadoluda yaşamayı seçen idealist aydın Türk kadını tiplemesinin yaratttığı heyecan kolayca anlaşılabilir. Aslında, 1928 yılına, yaniye kadar, Reşat Nurinin yapıtlarında macera ve duygusal yönler ağırlıktadır. Ancak, bu ilk dönem romanlarında bile yeni kurulmakta olan devletin toplumsal sorunlarını gerçekçi biçimde gözlemekten geri kalmayan yazar, ikinci dönem romanlarında bütünüyle bozulan insani ilişkileri, ahlak ve moral değerleri ele alırzellikleYaprak Dökümü”nde). En sona gelindiğinde ise -”Kavak Yelleri”- romanından yansıyan tam bir düş kırıklığı, Cumhuriyet ideolojisinin bir tür iflasıdır.

İlgili Konular


Comments

Name (gerekli)

Email (gerekli)

İnternet sitesi

Speak your mind