
İzmir’de yayınlanan Yeni Asır Gazetesi’nin bir haberiyle başlayan dava dün sonuçlandı. Gazi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Atilla Yayla’ya, bir konferansta ‘Atatürk’ün hatırasına hakaret ettiği’ iddiasıyla 15 ay hapis cezası verildi.
Ceza 2 yıl ertelendi. Oysa, konferans kayıtları incelendiğinde Yayla’nın Atatürk için ‘bu adam’ demediği ortaya çıkmıştı. Yayla’yı ‘hain’ diye hedef gösteren Yeni Asır da dava açılmasına sebep olan haberini sürmanşetten ‘çarpıtma’ ve ‘yoruma tabi’ ifadeleriyle tekzip etmişti. Buna rağmen verilen cezaya aydınlar büyük tepki gösterdi. Kararı, öğretim üyeliği yaptığı İngiltere’den değerlendiren Yayla, “Bu benim şahsi meselem değil. İfade özgürlüğünden yana tavır koyan herkesin meselesidir. Konuya duyarlı herkesin ifade özgürlüğü için sesini yükseltmesi gerekiyor.” dedi.
İzmir 8. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın beşinci duruşması dün gerçekleştirildi. İngiltere’de olduğu için Atilla Yayla’nın katılmadığı duruşmada mütalaasını okuyan savcı, Prof. Dr. Atilla Yayla’nın Atatürk Aleyhine İşlenen Suçlar Hakkında Kanun’un ilgili maddeleri ile TCK’nın 53. maddeleri uyarınca cezalandırılmasını talep etti. Yayla’nın avukatı Murat Dinçer, müvekkilinin atılı suçu işlediğinin sübut bulmadığını, şüpheden sanığın yararlanacağını ve iddianamede belirtilen sözlerin söylendiğinin muğlâk olduğunu belirtti. Davaya konu olan haberi yapan Yeni Asır Gazetesi muhabiri Nuray Kaya’nın beyanı dışında delilin mevcut bulunmadığını ifade eden Dinçer, “Muhabir de beyanında, müvekkilimin ne söylediğini kelime kelime hatırlamadığını belirtmiştir. Diğer tanıkların hepsi Yayla’nın akademik ve bilimsel nitelikli bir konuşma yaptığını, hiçbir hakaret sözcüğü algılamadıklarını belirtmiştir. Kanunların bu şekilde dar yorumlanması, gerek BM İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’ne gerekse Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne gerekse de Anayasa’nın 25. maddesine açıkça aykırılık oluşturmaktadır. Bu metinlerin tamamı, hiç kimsenin düşünceleri sebebiyle bırakın cezalandırılmayı, suçlanamayacağını belirtmektedir. Bu iddianamenin düzenlenmesi bile başlı başına hukuki bir ihlaldir.” diyerek, müvekkilinin beraatını talep etti. Yayla’nın avukatlarından Raşit Sarıkaya da müvekkilinin bilim adamı olduğunu ve Anayasa’nın 27. maddesinin akademik özgürlüğü teminat altına aldığını vurguladı. Savunmaların ardından Mahkeme Başkanı Niyazi Erdoğan, Atatürk’ün hatırasına alenen hakaret etmek suçundan Prof. Dr. Atilla Yayla’nın 1 yıl hapis cezasına çarptırılmasına, suçun umuma açık mahalde işlenmesi sebebiyle cezanın yarı oranında artırılarak 1 yıl 6 aya yükseltilmesine karar verdi. Yayla’nın mahkemeye karşı saygılı tutumunu indirim sebebi kabul eden hâkim, cezayı 1 yıl 3 ay hapse indirdi. Sanığın sabıkasız olmasını ve tekrar suç işlemeyeceğini de göz önünde bulunduran mahkeme, cezayı erteledi. Prof. Dr. Atilla Yayla’nın avukatları, karara itiraz edeceklerini belirtti.
Atilla Yayla, ifade özgürlüğü meselesinin ülkenin sorunu olduğu üzerinde durdu. Yayla, kararı, “Bu benim şahsi meselem değil. İfade özgürlüğünden yana tavır koyan herkesin meselesidir. Konuya duyarlı herkesin ifade özgürlüğü için sesini yükseltmesi gerekiyor.” sözleriyle değerlendirdi.
Yalan haberler tekzip edilmişti
Prof. Dr. Yayla’yı ceza almaya götüren süreç AK Parti İzmir İl Gençlik Kolları tarafından 18 Kasım 2006 tarihinde düzenlenen ‘AB ve Türkiye İlişkilerinin Toplumsal Etkileri’ konulu panelle başladı. Atilla Yayla, panele konuşmacı olarak katıldı. Bölgesel yayın yapan Yeni Asır gazetesi, Yayla’nın panelde Atatürk’e ‘bu adam’ dediğini iddia etti. Ardından Atilla Yayla hakkında art arda manşetten ‘Hain’, ‘İşte hain sözler’, ‘Haine büyük öfke’ haberleri yayınlandı. Ancak yapılan araştırmada da haberde gündeme getirilen iddiaların doğru olmadığı ortaya çıktı. Haber mahkeme kararıyla sürmanşetten tekzip edildi.
Mahkûmiyet kararı hukukî değil
Atilla Yayla hakkında verilen mahkumiyet kararı kamuoyunda tepkiye sebep oldu. Yayla’nın bir bilim adamı olduğunun unutulmaması gerektiği aktarılırken, kararın hukuka aykırılık teşkil ettiği üzerinde duruldu. Konuyla ilgili görüşler şöyle:
TESEV Başkanı Can Paker: Kemalizm ile Atatürk’ü birbirinden ayırmak gerekir. Kemalizm, Atatürk’ün kendisinden ayrıldıktan sonra, bir Kemalizm eleştirisi nedeniyle kimseyi mahkûm edemezsiniz. AB bu nevi fikir nedeniyle mahkûmiyetlerine sıcak bakmıyor. Batı dünyasında her türlü eleştiri yapılabilir.
Gazeteci-yazar Mehmet Altan: Bu karar hukuka aykırıdır. Çünkü hukuku belirleyen temel uygulamalar evrenseldir ve her yerde aynıdır. Akademisyenlerin görevi düşünmektir, her şeyi sorgulamaktır. Bu karar diğer akademisyenlerimizin de umutlarını kırmaktadır.
Siyaset bilimci Murat Yılmaz: Bu durum yargının ve bürokrasinin, Türkiye’nin AB sürecindeki demokratikleşme reformlarına direndiğinin belirtisidir.
Yard. Doç. Dr. Bekir Berat Özipek:
Maalesef Türkiye’de ifade özgürlüğünün önünde engeller olduğunu görüyoruz. Sonuçta Kemalizm de bir ideolojidir ve Yayla, Kemalizm’i eleştirmiştir.
Gazeteci-yazar Ali Bulaç: Ceza, Türkiye’de düşünce ve ifade özgürlüğünün yerleşmediğinin açık göstergesidir. Söz konusu panele ben de katılmıştım ve Atilla Yayla, orada yaptığı konuşmada eleştiri sınırlarını kesinlikle aşmamıştı.
Özdemir Özkan
Zaman
29 Ocak 2008
Sorry, no comments yet.