Postal kafalı!

Filed Under Haber 

“Başörtüsü üniversitelerde serbest” dediği için YÖK Başkanı yusuf Ziya Özcan’ı istifaya davet eden ÜAK Başkanı Mustafa Akaydın, “Başörtülüler, hiçbir şekilde üniversiteye giremez!.. Yüzde 99’la bile iktidara gelseler yasağı kaldıramazlar!.. Anayasa’yı sadece ihtilâlle değiştirebilirler!” dedi.

Yükseköğretimde başörtüsüne serbestlik sağlamak amacıyla Anayasa’da yapılan değişiklik ve ardından YÖK ile hükümetten gelen “Artık başörtüsüne yasak uygulanamaz, aksi halde suç işlenmiş olur” yönündeki açıklamalar karşısında bu kurum ve iktidara yönelik sert muhalefeti ile gündemde olan Üniversitelerarası Kurul Başkanı ve Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa Akaydın, çok ilginç açıklamalarda bulundu.

Rektör Akaydın, Vakit’in soruları karşısında, AK Parti yüzde 99’la da iktidara gelse üniversitelerde başörtüsünün serbest bırakılamayacağını ileri sürerek, demokrasiyi, kanunları hiçe saydı. Akaydın, başörtülüleri, adeta PKK sempatizanı öğrencilerle bir tutarak “O zaman hepsi özgür bırakılsın” şartını ileri sürdü. ÜAK Başkanı Akaydın, Danıştay’ın “öğretmene okul yolunda başörtüsü yasağını” son derece yerinde bulduğunu belirterek, okul çevresinin de “kamusal alan” olduğunu iddia etti. İşte sorularımız ve gündemdeki isim Akaydın’ın cevapları:
KARDEŞLİK İLİŞKİSİNİ BİLMİYORMUŞ!
- İhale usulsüzlüğünden yargılandığınız ve “Rahşan Affı” ile kurtulduğunuz yönünde çıkan haberlerle ilgili neler söyleyeceksiniz?
- Ben üniversitede rektör yardımcısı iken, çok cüzi miktarlarda satın almalar vardı. Sağlık, Kültür ve Spor Dairesi’nin ihale komisyonuna başkanlık ediyordum. İhaleyi alan firma, Komisyon Başkanı’nın kardeşine aitmiş. Ben o zaman onların kardeşlik ilişkisini bilmiyordum açıkçası, çünkü ihaleye şirket adına giriliyor. Kendisi de bunun bir sakıncası olduğunu bilmiyormuş. Bir ihbar sonucu soruşturma geçirdik. Soruşturma Danıştay’a kadar gitti, YÖK’e gitti. YÖK’te hukukçu üyelerden oluşan komisyonda aşağı yukarı aklanmak üzereyken, akçeli bir yolsuzluk yok, kimsenin boğazından geçen bir şey yok, o sırada tesadüfen Rahşan Affı çıktı ve dava düştü. Af çıkmamış olsaydı da, YÖK tarafından aklanacaktım. Daha iyi olacaktı.
- Miktar ne kadardı?
- Hatırlamıyorum.
NE ŞEKİLDE OLURSA OLSUN, SİYASİ SİMGEDİR!
- Peki ortada başörtülülere yönelik bir haksızlığın olduğunu kabul ediyor musunuz?
- Hayır efendim, etmiyorum. Üniversitelerin kendilerine göre kuralları vardır. Hiçbir zaman dini bir simge ile girilemez.
- Dese ki siyasetçiler, ‘simgeden arındırılmış bir model öneriyoruz’. Tavrınız o zaman ne olur?
- Arındırılamaz, çünkü simge.
- Ne şekilde olursa olsun başlarında örtü varsa bu simge midir?
- E tabii, dinsel bir motiftir bu! Dinsel bir motif de Türkiye gibi İslâmi çoğunluğu olan bir ülkede diğer insanlar için baskı unsuru olur.
- Hep söylenen ‘tarladaki analarımızın, ninelerimizin örtüsü’ de mi böyledir?
- Türbanlıların analarını, ninelerini diploma törenlerinde alıyoruz, o kadar da fanatik davranmıyoruz.
- Ama üniversiteye girmek isteyen öğrenci ise olmaz, öyle mi?
- Olmaz.
- Bu yaptığınız bölücülük değil mi?
- Ben size bir şey söyleyeyim; ben bunun şimdi sizinle tartışmasına girmek istemiyorum. Ben diyorum ki, bir üst düzey kamu yöneticisi olarak; mevcut yasal durum böyle davranmamı gerektiriyor.
- Hukukçularımız ağırlıklı olarak Anayasa değişikliğinin yettiğini söylüyor. Nitekim kimi rektörlerimiz kapılarını başörtülü öğrencilere açtı.
- Bu rektörler suç işliyorlar. Bunu söyleyen YÖK Başkanı suç işliyor. Ama bunu takdir edecek makamlar belli, ben değilim. Benim şahsi görüşüm bu.
- Mahkeme Anayasa değişikliğinin iptal istemini reddedince bu görüşünüz değişir mi?
- Hiçbir şey değişmez. Yasa çıkması gerekir.
- EK 17’den bahsediyorsunuz..
- Evet, EK 17’nin de yeniden düzenlenmesi gerekir. Anayasa değişikliğini yapan siyasi partiler bu konuda da anlaşmış en başta. Bunu topluma karşı taahhüt ettiler. Bunun gereğini yapmalılar.
- EK 17 değişirse başörtülüleri alacak mısınız?
- Bakın şimdi oraya girmeyin. Bu bir siyasi namus meselesi..
- Alacak mısınız, almayacak mısınız?
- Ben başka bir şey söylüyorum. Eğer gerçekten namuslu insanlarsa bir kere Ek 17’yi değiştirmeleri lazım… Söz verdiler.
- Sonra..
- O zaman tabii ki almak zorundayız. Ancak, Anayasa’nın 174. maddesi varken, bu değişikliği yapmak zor. Yani anayasaya karşı bu. Bu madde 1930’lı yıllarda çıkartılan kılık kıyafetle ilgili yasaya atıfta bulunuyor ve açıkça şunu söylüyor: Sadece Diyanet İşleri Başkanı, o da dini törenler sırasında, dini kıyafet giyebilir.
- Şunu mu söylüyorsunuz, hiçbir yasal düzenleme başörtüsüne özgürlük sağlamaz.
- Evet, türbanlılar hiçbir şekilde üniversitelere giremez. Bunu hükümet de çok iyi biliyor aslında. Buna rağmen bunu fiili bir durum olarak başarabileceğini düşünüyor.. İstismar ediyor.
- Madem istismar ediliyor, kalksın yasak, istismar olmaktan çıksın.
- Konunun bugüne kadar gelmesinin tek nedeni o. 1960’ların, 1970’lerin Türkiye’sinde bir tane türbanlı var mıydı? Yoktu.
- Anayasa, kanunlar, yönetmelikler hepsi insanlar için değil midir?
- Kesinlikle öyledir.
- E o zaman, değiştirilebilir de. Millet sorun gördüğü yasada istediği değişikliği temsilcileri eliyle yapar.
- Ancak demokrasilerde rejimin koyduğu kurallara göre, birtakım kurallar vardır. Herkes bu kurallara uymak zorundadır. Eğer siz Türkiye Cumhuriyeti Devleti laik, sosyal bir hukuk devleti diyorsanız, “din kurallarını bu devletin yönetimine karıştırmıyorum”u ilan etmişsinizdir.
- Bu tavrınızla, halkın büyük çoğunluğunu, yüzde 70-80’ini dışlamış olmuyor musunuz?
- İsterse yüzde 99 olsun. Bugün Türkiye’de yüzde 60’lık kesime sorarsan onlara göre kamuda da türban serbest olsun, böyle diyorlar.
- Demokrasi var bu ülkede. Çoğunluk öyle diyorsa öyle değil midir?
- Çoğunluğun dediği olur diye bir şey yok. Demokraside çoğunluğun azınlığa tahakkümü diye bir şey yok. Bu çok yanlış bir şey. Milli egemenliği nasıl, eee şeyde, demokrasilerde nasıl oluştuğu çok net belli olmuştur. Bizim anayasamızda kuvvetler ayrılığı diye bir şey vardır.
- Bugün iktidar partisi örneğin, bir dahaki seçimde yüzde 90 oyla tek başına yeniden iktidara gelse yine yasağı kaldırmaya gücü yetmez mi?
- Yüzde 99’la da gelse hukuk devleti kurallarına uymak zorundadır.
ANCAK İHTİLALLE DEĞİŞTİREBİLİR
- Tabii ki öyle de… Hukuken varsa böyle bir yasak, bunu kaldıramaz mı?
- Yüzde 99’la da gelse fark etmez. Bir tek şeyle değiştirebilirsiniz Anayasa’yı, ihtilalle değiştirebilirsiniz.
- Vicdanınız rahat mı?
- Ben iyi bir rektörüm. Ben işimi seviyorum. Benim üniversitem de gül gibi mis gibi bir üniversite, hiçbir sorun yok. Öğrenciler mutlu.
- Başörtülü öğrencilerin eğitim hakkını ellerinden alıyorsunuz, bundan büyük sorun mu olur?
- Açıyorlar başlarını, giriyorlar derse. Bu kadar.
- Çözüm bu öyle mi? Kendinizi o kızın yerine koyun, neler hissederdiniz?
- Kurallar var ve bu kurallara herkesin uyması gerekir. Bakın, Anayasa değişikliğine sığınarak kapılarını türbanlılara açan üniversitelerde neler oldu.
- Ne oldu?
- Harran Üniversitesi’nde, PKK kıyafetiyle türban aynı kefeye konuldu. PKK temsilcisi üniversiteye girmeye kalktı. Bunu rektör de açıkladı.
- Ek 17’de yapılacak bir değişiklikte, başörtüsüne hiç değinilmeksizin, yasaklar belirtilir, olur biter. Bu endişenin önüne geçilmiş olur.
- O da ayrımcılığın ta kendisi. Özgürlük diyorsan hepsini özgür bırak. Hiç kural koyma o zaman. Mesela bu ülkenin nüfusunun yüzde 20-25’inin Alevi olduğu iddia ediliyor, net rakam yok ortada. Onların dini simgeleri başlarına bağladıkları kırmızı bant. Bunu bazı dini törenlerde uyguladıkları söyleniyor. Ben de onla gireceğim derse, o da dini bir simge.
- Konu açıldığı için sormak istiyorum, Alevi misiniz?
- Net bir rakam yok, Türkiye’nin yüzde 20’si diyelim.
- Hocam Alevi kökenli misiniz?
- Yok. Babamın adı da Ali ve Çorum’luyum. Çok soruluyor bu. Yok değilim ama Alevilere saygım çok büyük. Son derece saygı duyduğum bir kesim ama Alevi değilim.
TEZİÇ ARADI, TEBRİK ETTİ
- Eski YÖK Başkanı Teziç’le görüşüyor musunuz?
- Bir kere görüştüm, beni tebrik etmek için aradı.
- Tebrik?
- ÜAK toplantısı sonrası aradı.
- Ne söyledi?
- ‘Dik duruşunuzdan, onurlu duruşunuzdan çok memnun oldum’ dedi. Teşekkür etti.
CHP’DEN DEĞİL DSP’DENTEKLİF ALDIM
- CHP’nin, 28 Mart yerel seçimleri öncesinde size adaylık teklifinde bulunduğu iddia ediliyor?
- Yok böyle bir şey. Yalan. Deniz Baykal’la Antalyalılık dolayısıyla tanışmam dışında hiçbir ilişkim yoktur.
- Emekliliğinizde siyasete girmeyi düşünmüyor musunuz?
- Şu ana kadar düşünmedim. Israrla yeniden rektör olmaya çalışıyorum. İşimi seviyorum. Ama insan yaşamı uzun. Yarın ne olur bilemeyiz.
- Hiç siyaset teklifi aldınız mı?
- Aldım ama kibarca teşekkür ettim.
- Hangi parti?
- Parti ismi söylemek istemiyorum.
- İşçi Partisi mi?
- Hayır, bu parti değil.
- CHP mi?
- Hayır CHP de değil. DSP’den aldım, 1999’da. Kibarca reddettim.
TUTANAK VAR AMASİZE VEREMEM!
- ÜAK toplantısında tutanak tutulmadığı söyleniyor. Katılım sayısını, tam olarak neden açıklamıyorsunuz?
- 131 kişi katıldı.
- Tutanak var mı peki? Bir kopyasını bana verebilir misiniz?
- Hayır veremem. Bunu açıklayamam. Açıklarsam rektörlere baskı yapmış olurum. Ama 131 kişi katıldı. Bu kesin. Ayrıca yurt dışında olduğu için katılamayan rektör arkadaşlarım var. 7 Mart’ta bir ÜAK toplantısı daha yapacağım. Antalya’da yapacağım bu kez.
- Ne gündemle yapılacak bu toplantı?
- Şu anda olağan gündem. Ama arkadaşların teklifleri olursa teklif ederler, gündeme alınır, konuşulur.

Vakit

Yorumlar

Leave a Reply